Üveysi Manası Nedir?
Toplumdaki her bir bireyin, bir kelimenin ya da kavramın anlamını farklı biçimlerde algılayabileceğini sıklıkla gözlemleriz. “Üveysi” kelimesi de, kelime anlamı ve etimolojik kökeniyle derin bir anlam taşır. Ancak bu anlamı anlamaya çalışırken, sadece dilsel ya da tarihi boyutuyla değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi modern kavramlarla da ilişkilendirmemiz gerekebilir. Bu yazıda, “Üveysi manası nedir?” sorusuna kendi gözlemlerim ve yaşadığım toplumsal deneyimlerden hareketle bir cevap arayacağım.
Üveysi’nin Dilsel ve Toplumsal Anlamı
“Üveysi” kelimesi, köken olarak Arapçaya dayanır ve yalnızca bir kişinin – genellikle bir evladın – annesinin ya da babasının vefatından sonra, onun ruhuna dua ederek Allah’a yakınlaşmaya çalışan birini tanımlar. Bu tanım, dinsel bir bağlamda çok anlamlı olabilir; ancak kelimenin toplumsal yaşamdaki karşılığı daha derindir. Çünkü “Üveysi”, yalnızca bir kişinin ruhsal halini değil, toplumun bir parçası olarak yalnızlık, aidiyet, ve kimlik arayışını da çağrıştırır. Bu kelime, toplumsal bağlamda, bazen dışlanmış, bazen ise “görünmeyen” kılınmış bireyleri temsil eder.
Toplumsal Cinsiyet ve Üveysi
İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşarken, toplumsal cinsiyet normlarının bireylerin toplumsal kimliklerini nasıl şekillendirdiğine tanık oluyorum. Kadınların sokakta gördükleri toplumsal baskılar, bir tür “görünmezlik” ya da “dışlanmışlık” duygusu yaratıyor. Örneğin, toplu taşıma araçlarında kadınlar, genellikle gergin ve tedirgin bir şekilde yer bulmaya çalışıyor. Bir kadın olarak, bazen sadece fiziksel bir alanla değil, toplumsal bir alanda da kendini görünmeyen hissedebiliyorsun.
Buna benzer şekilde, “Üveysi” kavramı, özellikle kadınlar için de toplumsal bir metafor olabilir. Kadınların toplumda sürekli olarak görünmez kılınması ya da seslerini duyuramamaları, onları aynı zamanda yalnızlaştıran ve aidiyetsiz kılan bir durum yaratıyor. Bu da, Üveysi’nin manasını, sadece bir bireyin annesini kaybetmesiyle sınırlı bırakmıyor; bunun yerine toplumsal cinsiyet rollerinin ve beklentilerinin sonucu olarak kadınların, toplumda adeta “yokmuş” gibi hissettikleri durumları da içine alıyor.
Çeşitlilik ve Toplumdaki Farklı Grupların Üveysi Manasına Etkisi
İstanbul’daki hayatı, her sokakta, her caddede, farklı kimliklerden gelen insanlarla iç içe geçiriyorum. Farklı etnik kökenlerden, inançlardan ve kültürel geçmişlerden gelen insanlar, bazen kendilerini toplumda “görünmeyen” olarak hissedebiliyor. Üveysi, sadece dini bir tanım olmaktan çıkıp, bu insanların hayatlarına da bir anlam katıyor.
Bir gün, Taksim Meydanı’nda bir grup göçmenle karşılaştım. Üzerlerindeki giysiler, gözlerindeki yabancılık, İstanbul’un sıradan ritmine ne kadar yabancı olduklarını belli ediyordu. Toplumun geri kalanından farklı olmak, dışlanmış hissetmelerine neden oluyordu. Üveysi manası, onların hikayelerinde yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda her gün hissettikleri bir dışlanma, bir aidiyetsizlik duygusu olarak karşımıza çıkıyordu. Hangi dili konuşursanız konuşun, hangi dine inanırsanız inanın, şehirdeki başka bir gruba ait değilseniz, görünmeyen oluyorsunuz.
Sosyal Adalet Perspektifinden Üveysi
Üveysi kavramı, sosyal adalet bağlamında önemli bir yer tutar. Çünkü sosyal adalet, herkesin eşit haklara sahip olduğu, ayrımcılığın ve önyargının ortadan kalktığı bir toplumun inşa edilmesidir. Ancak İstanbul gibi büyük metropollerde, sosyal adaletin ne kadar uzak bir kavram olduğunu da deneyimliyoruz. Zengin ve fakir, eğitimli ve eğitimsiz, yerli ve yabancı arasındaki uçurumlar, bazen bir insanı adeta “görünmeyen” yapabiliyor. Bir sokak çocuğu, sadece bedenini değil, aynı zamanda kimliğini de kaybetmiş oluyor.
Böyle durumlar, toplumun büyük bir kısmının sessizliğe bürünmesine neden olabiliyor. Herkes kendi hayatını yaşarken, “görünmeyen” kalmış bu gruplar, sadece sosyal düzenin değil, bireysel psikolojinin de bir parçası haline geliyor. Üveysi, kaybolan bir kimlik, gözden kaçan bir insanlık ve toplum tarafından reddedilmiş bir aidiyet duygusu olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal adaletin sağlanması için bu kaybolan kimliklerin, toplumsal bir çözümle buluşturulması gerektiği ortada.
Sonuç Olarak
Üveysi, kelime anlamı itibariyle bir kayıp ve ruhsal bir yakınlaşma süreci olarak tanımlanabilir. Ancak bu anlam, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi modern kavramlarla ilişkilendirildiğinde, çok daha derin bir boyut kazanır. Üveysi, bir anlamda, toplumsal yapılar ve sınıflar tarafından dışlanan, görünmeyen ve yalnızlaştırılan insanların deneyimlerini de yansıtır. Sokaklarda, toplu taşımada, işyerlerinde gözlemlerim, bu “görünmeyen” kişilerin toplumda kendilerine bir yer bulma çabalarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Üveysi’nin manası, sadece dini bir kavram olmaktan çıkıp, toplumsal bir meseleye dönüşüyor.